Business&Luxury Magazine

Volkan Gökalp - Carvan Design Kurucusu

Volkan Gökalp

Carvan Design Kurucusu

 

Öncelikle Sizi Biraz Tanıyabilir miyiz?

1994 İstanbul Doğumluyum, aslen Malatya’lıyım. Küçük yaşlardan beri çizim yapmayı çok seviyorum. Daha ilk okula bile başlamamışken sokakta duran otomobilleri kağıda çizermişim, o dönemleri pek hatırlayamasam da, ailemin sakladığı birkaç çizim zamanın ne kadar da hızlı geçtiğini gösteriyor bana. Bu çizim merakı bana aslında mesleğimi hediye etti. Güzel sanatlar lisesi mezunuyum ve 2016’da Doğuş Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Endüstri Ürünleri Tasarımı bölümünü tam burslu ile bitirdim. Aynı zamanda Anadolu Üniversitesi İşletme Yönetimi okudum. Üniversite hayatımın yarısında Türkiye’de çok tanınmış bir vip araçlar dizayn eden firmaya stajyer olarak kabul edildim ve bu şirkette okulum bitene kadar çalıştım. Okuldan sonra da 4 sene boyunca profesyonel olarak kıdemli tasarımcı olarak kariyer hayatıma devam ettim. Aynı zamanda 2017 yılında girdiğim Savunma Sanayii Müsteşarlığının düzenlediği İnsansız Zırhlı Otonom Kara Muharebe Araçları Tasarım Yarışması’nda 58 bin proje arasından profesyonel kategoride derece ödülü almaya hak kazandım. Bu şirkette çalıştığım süre boyunca pek çok iş adamı, sanatçılar, sporcular ve bürokratların şahsi araçlarının tasarımını yapan bir tasarım ekibinin parçası oldum. Doğuş Üniversitesi’nden sonra kendimi bu alanda geliştime fırsatı olarak çalıştığım bu şirketi bir okul olarak gördüm ve sadece kendime yatırım yapıp üretime ve imalata dair herşeyi öğrendim. 2019 yılı Mart ayında istifa ederek vatani görevimi yapmak üzere başta Ankara ve ardından Çorlu’ya gittim.  6 ay askerlik görevinden sonra kendi şirketim olan Carvan Design’I kurdum.

Carvan Design Markasının hikayesini anlatabilir misiniz?

Carvan Design’I, 2019 yılında İstanbul Halkalı’da 30 m2 gibi küçük bir atölyede, kişiye özel suite çekme karavan tasarımında dünya markası olmak gibi büyük bir hedefle kurdum. Tabi bu söylediğime inanan bir tek bendim. Ailem, arkadaşlarım, beni tanıyan herkes güzel bir şirketteki 6 yıllık kariyerimi bırakıp ucu bucağı görünmeyen başka bir sektöre böyle bir atölyede start vermeme saçmalık olarak bakıyordu. Çünkü o atolye, benim okul hayatımdaki maket ve proje ödevlerimi yapmak üzere tuttuğum eski, harabe bir atölyeydi. Fakat ben hayalini kurduğum kişiye özel karavan tasarımlarımı gerçekleştirmek için gece gündüz çalışmaya başladım. Kimseye takılmadım. Eski çalıştığım şirketteki Konforumu terkederek, tüm maddi imkanlarımı kullanıp, soğukta ve rutubetli bir mekanda, bazen eve gitmeyerek, atölyede sabahlayarak, hayalim ve hedefimle başbaşa kalarak 3 ay gibi bir sürede daha önce gülmemiş bir çekme karavan modeli ürettim.

Carvan Design Olarak Ürettiğiniz İlk Modelden Biraz Bahsedelim

3 ay gibi bir sürede, o atolyede tek başıma ürettiğim protatip olan karavan modelimle 2020 Şubat ayında İstanbul CNR Expo’daki Kamp Karavan fuarına katıldım ve standımı ziyaret eden insanların, beni tanıyan dostlarımın ve ailemin yüzündeki o şaşkın ifade paha biçilemezdi. O fuar hayatımın dönüm noktası oldu. Hayalimin ilk etabını başarmıştım, daha önce dünyada görülmemiş tarzda bir çekme karavan üretmiş ve standımı ziyaret eden karavanımı inceleyen insanlardan tam not almıştım. O fuarda en çok ön sipariş alan firma olmanın verdiği gururla, kanatlarımı açıp, rüzgarı arkama alıp, bir sonraki hedefim olan seri üretimle ilgili çalışmalara başladım.

Neden Çekme Karavan?

Otomobil tasarımına olan merakım, ve aslında Üniversitede de yandal olarak aynı zamanda iç mimarlık bölümü okumam, İki sektörü de birbirine bağlıyor aslında hayatımda.. Aynı zamanda karavanlara olan merakım ve 10 yıllık karavancılık deneyimim de bu sektörde daha başarılı işler yapacağımın işaretini bana veriyordu. Çalıştığım şirkette iyi bir kariyerim, iyi bir maaşım olsa da, yapmam gereken daha başka birley vardı. Hayallerimin peşinden gitmek. Tabi, girişimcilik ruhu da var biraz, neden olmasın dedim? Ülkemden neden dünyanın en iyi karavanları çıkmasın diyerek bir hedef belirledim. Aslında bu hedef içimde hep varolan bir hedefti.

Pandemi Bu Sektörü Nasıl Etkiledi Satışlar Arttı Mı?

Ben 2020 yılı romantizmine kapılanlardan olmadım asla. 2020 şöyle kötüydü böyle kötüydü demeyeceğim. İnsanlığın alması gereken nitekim birkaç ders verdi doğa bize.  Biryandan da 2020, insanlığın doğaya dönüş yılı oldu diyebiliriz. Bu dönüş tabi ülkemizdeki karavancılık sektörünü de bir hayli canlandırdı. Artık oteller yerini karavanlara bırakıyor, amerikada biten bir sektör görülmüşün dışında bir ivmelenmeyle ülkemizde geçen seneye göre %500 arttı, dünya genelinde de bu artış, turizm içerisinde 3.4 milyar euro ile %74 lük bir paya sahip. Biz de Carvan Design olarak hem ülke ekonomisine hem de ihracatına katkıda bulunmak için bu sezonu çok iyi bir şekilde değerlendirmek için var gücümüzle çalışıyoruz. Tabi ki bu çalışmayı yaparken yerli ve milli bir karavan ile ilk başta  yerli tüketiciye hitap ediyoruz. Yurt dışından gelen ithal karavanlar döviz bazında maalesef ki ülkemizde çok yüksek satış rakamlarına sahip, elbette biz de bu dalgalanmayla üretici olarak etkileniyoruz fakat bizim en büyük gayemiz yerli tüketici için ulaşılabilir karavanlar üretmek ve geliştirmektir.

Türkiye’de karavancılık Fuarlarına Talepler Nasıl? Müşteri Anlamında Ciddi Geri Dönüşler Alıyor Musunuz?

Ülkemizde karavancılık sektörü pandeminin de etkisiyle oldukça hareketli. Dolayısıyla karavancılık fuarları da çok hareketli geçiyor. 3 yılda bir yapılan karavancılık fuarları artık her yıl senede 2 defa yapılmaya başladı. Biz de tüm fuarlara katılıyoruz. Bu sene 6-14 Şubat Tüyap Karavanist fuarı ve 21-28 Şubat CNR Expo Kamp ve Karavan fuarındayız. Bir ürünün hedef tüketici ile buluştuğu en önemli yerlerdir fuarlar, bir de bu ürün eğer karavansa. Çünkü karavan demek, yaşam alanı demek, özel hayat demek. Hiç kimse, karavanının kapısını yakınları dışındakilere açmıyor. Ayrıca Türkiye’deki karavan üreticileri de genelde İstanbul dışında farklı farklı illerde olduğu için, tek tek karavan üreticilerine gitmek insanlara biraz külfet gibi geliyor. Fakat fuarlar, ülkemizdeki tüm karavancıları bir çatı altında toplayarak tüketicilere müthiş bir fırsat sağlıyor. Bu nedenle de karav fuarlarında ciddi satışlar oluyor. Çoğu müşteri fuarda fikir ediniyor, takriben bir ay içerisinde de üreticinin tesisi veya showroomona gelerek sipariş veriyor. Fuarlar, insanların, özellikle ülkemizdeki insanların karavan ve karavancılık deneyimi ile alakalı doğru bilgilere ulaşabilecekleri tek yerdir.

Yurt Dışına İhracat Hedeflerinizden Bahseder Misiniz?

Henüz daha 1 yıllık firma olmamıza rağmen, özgün tasarımımızla, kalite farkımızla, güvence anlayışımız ve seri üretim sistemimizle ülkemizdeki karavancılık ihtiyacına hatsafada cevap vermekteyiz. Aylık 10 adet karavan üretimi yapan bir tesisimiz var. Şuanda bu üretim şekli ile ülkemizdeki talebe cevap verebiliyoruz. Dolayısıyla bu sistemi önümüzdeki zamanlarda geliştirerek yurt dışından gelen taleplere de cevap vermeyi hedefliyoruz. Carvan  Design markası şuanda 3 kıtada 11 ülkeden talep görmektedir. Bu talebe cevap verebilmek ve aynı zamanda ülkemize de döviz getirebilmek için, katma değerli ürünler üretmek için, seri imalat  band sistemimizi geliştime çabasındayız. Yakın tarihlerde Frankfurt, Paris, Kopenhag, Bakü, Kabil ve Hongkong’ta bayiliklerimiz olacaktır.

Markayı Gelecekte Nasıl Bir Konumda Göreceğiz?

Ülkemizden çıkmış yerli bir marka olarak şuanda dünya arenalarında şükürler olsun ki tanınmaya ve bilinmeye başladık. Bu da ülke ekonomisi ve ihracat havuzu için sektörel anlamda iyi bir gelişim olacaktır. Bu kıtalararası  bilinirliği ise tasarım ve kalite farkımızla, sosyal medyanın gücü ile gerçekleştiriyoruz. Bu güç ile beraber gerek bayilikler, gerek satış temsilcilikleri ile alakalı yapmakta olduğumuz girişimler ile markamızın dünya çapında bilinen ve tercih edilen ilk karavan markalarının başında olması için çalışmalarımıza büyük bir inançla devam ediyoruz.

Sizin Gibi Genç Girişimcilere Neler Söylemek İstersiniz?

Çok iyimser şeyler söyleyemeyeceğim, ya da kendi başarılarımı ön plana çıkarıp da siz de böyle yapın demeyeceğim. Ben genç girişimciler adına daha doğrusu kendini girişimci sanan gençlere çok üzülüyorum. Girişim demek, rahatından vazgeçmek demek, girişim demek risk almak demek, girişim demek üretmek demek, marka değeri yaratmak ve bu değerle ülkesini mutlu etmek demektir.            Ülkemizde maalesef ben girişimciyim diyen akranlarımın en büyük korkusu, umutsuzluk, başarısızlık. Başarısızlığı göze almadan, rahatını bozmadan, katma değeri olmayan bir iş yapmak bence girişim sayılmaz.  Ben girişimciliğe adım atarken kariyerimden, birikimimden, çevremden, rahatımdan vazgeçerek yola çıktım. Çoğu insanın gözünde boş işlere merak saran bir hayalperesttim. Bu noktada kimseye takılmamak çok önemliydi benim için. Sonuna kadar mücade ettim ve başarısızlığı kabullenerek yoluma devam ettim. En iyiyi değil en kötüye kendimi hazırlayarak devam ettim. Günümüz gençlere bakınca ise, kısa yoldan para kazanma, elini taşın altına koymadan başarı elde edeceğini sanıyor ve en küçük olumsuzlukta vazgeçiyorlar. Bunu online olarak girişimcilik kulüplerindeki konferanslarda da gençlere ve gerçek girişimci adaylarına her zaman söylüyorum. Girişimcilik demek zengin olmak değil, girişimcilik demek salt zenginlikten kısacası hayatınızdan vazgeçmek, risk almak demektir. Tüm bunlarla mücade edebildiğin zaman mutlak başarı zaten geliyor. Ben bunu öğrendim, genç girişimcilere de bunu diyebilirim.

Son Olarak Boss Life Okurlarına Neler Söylemek İstersiniz?

Ben BossLife dergisini 2017 yılından beri büyük bir merakla takip etmekteyim. Çünkü hayatında ve hikayesinde kendimden birşeyler bulabileceğim iş insanlarından feyz alıyorum. Aldığım bu feyz, bana manevi anlamda iç güdüsel bir ivme veriyor. Yıllar sonra ise kendi sektörüm ve işimle alakalı olarak Boss Life dergisinde olmak benim için çok büyük bir gurur. Yıllardır hayatından ve öyküsünden ilham aldığım, değer verdiğim iş insanlarına baktığım bu dergide olmak, gelecek nesillere biraz olsun benim de dokunabileceğim anlamına gelir. Ne mutlu ki bu hikayemi okuyup etkilenen değerli büyüklerim ve genç kardeşlerime ilham olmak, işte mutlak başarı benim için budur. Ne yaptığımdan ziyade, kimlerle paylaştığımdır.

 

0 Yorum

Cevapla