Business&Luxury Magazine

Gürkan Şef, adeta bir marka fabrikası!

Gürkan Şirketler Topluluğu adeta bir marka fabrikası. Markaların hepsi ‘’Gürkan’’ ismiyle başlıyor ve bu yüzden ‘’Gürkan Şef’’ bu ciddi sorumluluğun farkında bir titizlikle projelerini yürütüyor. Gürkan Şef başarısının çok farkında ve korumaya kararlı. Markasını yani kendini çok seviyor ve bu durum asla narsizm seviyesine varmıyor. Çok çalışmayı çok önemsiyor ve bu alışkanlıklar, kurumuna has değerler kendisini ve markasını hep ileri taşıyor. Tadına doyulmaz leziz kokular eşliğinde, kendi dilinden, markası Gürkan Şef’i dinledik.

‘’Gürkan Şef’’ olmak, bu sizin için ne ifade ediyor?
Aslında ilginç bir durum bu. Şöyle ifade edeyim. İsmim Gürkan tabii, ama şef ile birleşince bir markaya dönüşüyor. İçinde birçok markayı ve çalışanı barındıran büyük bir kurum. Ben “Gürkan Şef”in bana hissettirdiklerini, temsil ettiği değerleri çok seviyorum. Hep hayatımda olsun Gürkan Şef.

Bir şahıs markası olarak size sormak isteriz. Kişisel bir marka için ‘’Başarı’’nın tanımı ne olmalıdır? Siz ‘’Gürkan Şef’’ markası olarak başarıyı nasıl tanımlıyorsunuz?
Başarının genel bir reçetesi var bence… Kesinlikle çok çalışmak. Tabii ki dönemsel fırsatlar, şans vs başarılı olmada bir etken gibi görülebilir ama çok çalışmadan başarıya ulaşamazsınız. Ulaştığınızı sansanız bile kesinlikle mevcut durumunuzu devam ettiremezsiniz. O yüzden ben özellikle üniversitelerde gittiğim söyleşilerde ilk olarak bunu belirtiyorum. Bir yerlere gelmek istiyorsanız bıkmadan, usanmadan çok çalışacaksınız. “Gürkan Şef” markası olarak ise daha kurumsal düşünmek zorundayız tabii… Çok çalışmanın yanında, kurumsal değerler, misyon, doğru ve sağlıklı işleyen bir sistem, ekip çalışması, pazarlama gibi konular kesinlikle olmazsa olmazlardır. Başarıya ulaşmak isteyen her şirketin bu değerlerden oluşan bir zincir kurması gerekiyor.

Bir ''Marka'' olarak markanızın, Türkiye'nin size olan ihtiyacıyla ilgili ne söylersiniz?
Benim alanım yemek… Öyle bir yemek kültürü ve mirasının üzerinde oturuyoruz ki… Dünyada eşi benzeri yok. Her çeşit sebzenin ve et ürünlerinin bulunduğu, birçok farklı pişirme tekniğiyle yüzlerce yemekten oluşan eşsiz bir mutfağımız var. Ama maalesef çok az sayıda markamız yurt dışında ülkemizi temsil edebiliyor. Bu markaların artması ve yemek kültürümüzün daha çok ülkede bulunması gerekiyor. 2017 yılında Dubai’de kendi adımla ilk yurtdışı restoranımı açarken yerli ve milli bir markanın dünyanın en değerli destinasyonlarından birinde olmasının gururunu yaşadım. Sonrasında farklı ülkelerde de bu hazzı tattım. Şimdi de “Mr. Asado Burger” markası ile Almanya, Hollanda, Arabistan’da, “Mr. Gürkan Steakhouse” ile de Katar ve Kuveyt’te şubeler açmak üzere anlaşmalar yaptık. Şahsi olarak söylemiyorum, temsil ettiğim markalar ve ülkem için böyle bir duruma vesile olmak gurur verici… Bu sadece benimle ilgili de değil. Hangi Türk markası yurt dışında yatırım yapsa ve bizi temsil etse inanın aynı hazzı duyuyorum. Bu sebeple temennim önümüzdeki süreçlerde daha fazla Türk markası da uluslararası pazarlarda yer alma imkanı bulur.


Farklı markaları yönetmek ayrı bir disiplin gerektirir. Planlar yapan, ajanda ile yaşayan biri misiniz? Gürkan Şirketler Topluluğu’nu nasıl yönetiyorsunuz?
Öncelikle yaptığınız işi çok iyi bilmeniz gerekiyor. Ben küçük yaşlardan beri gıda sektörünün içindeyim. Her kademesinde çalıştım. Ama tabii ki tek başınıza markalarınızı bir yere kadar getirebilirsiniz. Sonrasında ise doğru ekiple, doğru adımları atmanız gerekiyor. Ben insana yapılan yatırımın, en değerli yatırım olduğunu düşünüyorum. Benim markalarımda çalışan arkadaşlarımın en yenisi en az 4-5 yıldır benimle çalışıyordur. Durum böyle olunca da herkes ne yapması gerektiğini ve “Gürkan Şirketler Topluluğu”nun her markasının nasıl konumlandığını çok iyi biliyor. Bunun dışında günü çok iyi planlayan biriyim. Güne çok erken başlarım ve hemen asistanımla o günkü işlerimizin üzerinden geçerim. Hep planlar dahilinde ilerleriz. İşimi şansa bırakmayı sevmem çünkü. Ne kadar planlı ve düzenli olursanız hata payınızı da o kadar azaltırsınız. Her markamla ayrı ayrı ilgileniyorum. “Gürkan Şirketler Topluluğu”nda en alttan yukarıya kadar bir sistem vardır ve herkes ne yapacağını çok iyi bilir. Her pozisyonun ayrı bir sorumlusu olsa da markalarımdaki her detayı bilmek isterim. Bu kadar iş yoğunluğunu da ancak planlı çalışarak sağlayabilirsiniz.

Pandemi süreci sizin ve markalarınızın özelinde nasıl geçti? Bu yıl hangi projeler üzerinde çalışıyorsunuz?
Bugüne kadar dünyanın hiç tecrübe etmediği çok zor bir dönemden geçiyoruz. Bütün tedarik zincirlerini bozan, üretim ve tüketim alışkanlıklarını değiştiren ve hala da devam eden bir süreç… Pandemi sürecinde öncelikle çalışanlarımızın ve müşterilerimizin sağlığını her şeyin üstünde tuttuk. Hijyen ve sağlık önlemlerini had safhaya çıkardık. Gün içinde sık aralıklarla kontrollerimizi yaptık. Dijitalleşmenin önemini zaten biliyorduk ama bu süreçte dijitalleşmeyi daha da hızlandırdık. Üretimden satışa, paketlemeden siparişe kadar her aşamada teknolojiyi kullanıyoruz.
Projelerimize gelecek olursak. Yaklaşık 15 ay önce açtığımız “Mr. Asado Burger” markamız yurt içinde 4 ayrı noktaya, yurt dışında ise 3 ülkeye ulaştı. “Mr. Gürkan Steakhouse” projemizi İstanbul Arnavutköy’de hayata geçirdik. Yurt dışında ise Kuveyt ve Katar’la pandemi öncesinde anlaşmalar yaptık. “Pastavicio by Gürkan Şef” markamız ise 7 ay önce kurulmasına rağmen 12 şubeye ulaştı. Üstelik bunun 3 ayını pandemi döneminde geçirdik. Şimdi de “Gürkan Burger” projesini hayata geçiriyoruz. Ön başvuruları almaya başladık. İnanılmaz bir ilgi oldu “Gürkan Burger” projemize… İnsanların markalarımıza olan ilgisi ve güveni hem beni çok mutlu ediyor hem de daha da iyisini yapmak adına üzerimize çok büyük sorumluluk yüklüyor.

Gürkan Şirketler Topluluğu gelecekte (3-5 yıl) hangi projeleri hayata geçirmeyi planlıyor?

Markalarımız henüz çok yeni… Amacımız önümüzdeki 5 yıl içinde markalarımızı hem Türkiye’nin her yerinde hem de dünyanın birçok ülkesinde hizmet verecek noktaya getirmek… Bunlar markalarımıza dair çizdiğimiz gelecek projeksiyonu içinde planlamaları yapılmış ve buna yönelik olarak da çalışmalarına devam ettiğimiz projeler… Restoranlarımız dışında farklı projelerimiz de olacak. Mesela geçtiğimiz yıl “Gürkan Şef’in Ünlü Tarifleri” isimli bir kitabımız çıkmıştı. 2021 yılı içinde ete dair tüm detayların olduğu çok geniş kapsamlı bir kitap daha hazırlamak istiyorum. Yani etin çiftlikten başlayarak sofralarımıza gelene kadar geçirdiği aşamaları anlatan adeta ansiklopedik bir çalışma olacak. Bunun hazırlıklarına başladık. Ayrıca “Gürkan Şef Akademi” projemiz var. Bu akademide hem sektörün en önemli ihtiyacı olan kalifiye personel yetişmesini sağlayacağız, hem de insanlara iş imkanı yaratacağız. Ayrıca hafta sonları da isteyen herkes ünlü şeflerle birlikte workshop’lara katılma fırsatı bulacak. Bu projemiz de kısmetse 2021 yılında hayata geçecek.

‘’İşim Hobim’’ diyenlerden misiniz? Zaman yönetiminizi nasıl yapıyorsunuz? Vazgeçemediğiniz hobileriniz var mı?

İşim tüm hayatımı kapsıyor. Pazartesi sendromu yıllarca hiç yaşamadım, çünkü haftanın her günü çalışıyordum. Ama şimdi kendime ve hobilerime de zaman ayırmaya çabalıyorum. Her gün sporumu aksatmadan yapıyorum. Güne spor yaparak zinde başlıyorum. Bir kedim ve köpeğim var, onlarla zaman geçirmeye bayılıyorum. Model uçaklarla ilgileniyorum, haftada bir gün mutlaka bu hobime zaman ayırmaya çalışıyorum. Ayrıca masa tenisi de vazgeçemediğim hobilerim arasında…

Gürkan Şef ile Mangal Keyfi bize neler vaad ediyor?

Yıllar önce aklıma bir tv programı yapma düşüncesi geldiğinde işim gereği mangala dair formatlar düşündüm. Sonrasında biraz araştırınca bugüne kadar çok sayıda yemek programı olmasına rağmen mangalla ilgili hiçbir projenin olmadığını gördüm. Mangalı çok seven bir ülkede mangal programı olmamasına üzüldüm açıkçası… O gün başlayan “Gürkan Şef ile Mangal Keyfi” programı yıllar içinde farklı kanallarda yaklaşık 200 bölümdür yayında… Bu anlamda Tv tarihinin en uzun soluklu projeleri arasında yerini aldı. Bu sezon da Beyaz Tv ekranlarında programımıza devam ediyoruz. Programımızda herkesin evinde ailesiyle ve sevdikleriyle beraber yapabilecekleri yemeklerin tarifini veriyoruz. Tabii bizim yemeklerimiz hep mangalda yapılıyor. Bunu yaparken de sadece yemek tarifi vermiyoruz, o yemeğe veya ete dair püf noktaları da izleyenlerle paylaşıyoruz. Bazı bölümlerde ünlü konuklarımız da oluyor. Onlarla da hem birlikte hem yemek yapıyoruz hem de sohbet ediyoruz.

Kişisel markanız ile ilgili ne söylensin, nasıl konuşulsun istersiniz?
Markalarım benim ismimle anılıyor. Yani sadece mecaz anlamda demiyorum, biliyorsunuz kendi ismim de markalarımda yer alıyor. Bu çok büyük bir sorumluluk… Bizim markalarımız çatısı altında kötü bir hizmet sunmak gibi bir durumumuz olamaz. Ekip arkadaşlarımız da bu bilinçle hareket ederek, her zaman en iyiyi müşterilerimize sunmak adına mücadele veriyor. İnsanların mekanlarımdan mutlu bir şekilde ayrılması, yedikleri yemeklerden keyif almaları benim için en büyük ödül…

Son olarak neler eklemek istersiniz?

Öncelikle güzel sorularınız için Boss Life ailesine teşekkür ederim. Çok keyifli bir röportaj oldu. Okurlarımız bu röportajı okuduğunda Kurban Bayramı geçmiş olacak. O yüzden buradan herkesin Kurban Bayramı’nı kutlamak istiyorum. Ayrıca bu röportaj doğum günüme denk geldi. Bana da güzel bir doğum günü hediyesi oldu.

Son olarak hayatımda çok önemli yeri olan, manevi babam Sayın Miktat Ekşi’ye selamlarımı gönderiyorum, ellerinden öpüyorum. Bir başkada sayıda görüşmek üzere.

 

0 Yorum

Cevapla