RÖPORTAJLAR

Oğuzhan Aydoğan

Oğuzhan Aydoğan
 Kaff markasının isim ve kuruluş hikayesinden bahsedebilir misiniz?

Alaylı ve okullu bir sentezin sonucu olarak ortaya çıktı KAFF markası. Kuyumculuk sektöründe uzun yıllar hizmet veren babamızın tecrübesinin biz eğitimli kuşağın birleşmesi sonucu vücut bulan bir marka.

 Aile mesleğini iki kardeş olarak doğru yerlere getirebilmek için sürekli yoğun bir şekilde çalışıyorsunuz. Kaff markasını bir gün Dünyaca ünlü bir marka olarak görebilir miyiz?

Amaçlarımızdan biri de dünyaca tanınan bir marka olmak; ama bu hedefe ulaşmak için yapılması gereken yatırımların da doğru zamanda ve doğru yerde yapılması gerektiğine inanıyoruz. Türkiye’nin turistik beldelerinde yapılaşmaya gitmemizin en önemli sebeplerinin başında da bu geliyor zaten. Hali hazırda dünyanın dört bir yanında müşterilerimizce tanınmaya başladığımızı da söylemekten mutluluk duyuyorum. Yurtdışında mağazalaşma için sanıyorum hala biraz erken. Bu sebeple müşterilerimizi bizden alışveriş yapmak için yurdumuza davet ediyoruz.

 İki kardeş olarak uyuşmazlık yaşadığınız oluyor mu? Sorunlarınızı nasıl çözüyorsunuz?

Tabii ki oluyor. Biz birbirimizle kavga etmeyi başkası ile gülmeye değişmeyen iki kardeşiz ve her tartışmanın bizi daha doğruya götürmesi için profesyonelliğimizden elimizden geldiğince taviz vermemeye çalışıyoruz. Bu tartışmalardan kim genelde haklı çıkıyor derseniz; yeni bir tartışma konusu yaratmamak için bu soruya cevap vermemeyi tercih ediyoruz.

 Farklı bir sektöre adım atmayı hiç düşündünüz mü?

Bu sektörde olmaktan o kadar mutlu ve geliştirmek için o kadar yoğunuz ki aklımızdan dahi geçmedi. Adım atılacak sektörde insanın kendine ait bilgisi, becerisi, eğitiminin olması gerektiğine inanıyoruz… Bu yönde de başa dönersek başka sektöre adım atma projelerimizin içerisinde yer almıyor…

 Ankara ve Bodrum’da mağazalarınız var. İstanbul ve başka şehirlerde görecek miyiz?

Kendini ve satış ağını geliştirmenin, zincire her yeni gün yeni bir halka eklemenin öneminin farkındayız. Az önce de belirttiğimiz gibi doğru zaman, doğru yer ve doğru insana inanıyoruz. Bunların hepsi şu an İstanbul için oluşmuş olacak ki, sizin aracılığınız ile İstanbul mağazamızın da çok kısa süre içinde hizmet vermeye başlayacağını burada belirtmek isterim. Sonrasında sırada Bursa ve İzmir projelerimiz var kısmetse…

 Müşterilerinize sunduğunuz özel hizmetleriniz var mı? 

Özel hizmet denince aklımıza özel tasarımlar geliyor. Gelen istek doğrultusunda zaman zaman kişiye özel, bazen misafirimizin kendi tasarımı veya bazen de istekleri doğrultusunda onlar için bizim tasarımımız mücevherde hayat bulmaktadır. Müşteri özelinde tasarım ve ürün üretimi yapmak ayrı bir keyif bizim için. 

 Erkeklere özel koleksiyonlarınız var mı? Erkeklerini ilgisi pırlantaya karşı ne düzeyde?

Son 5 yılda bu yönde ciddi bir değişiklik oldu. Erkek misafirlerimizin sayısı her geçen gün artması ile onlar için özel koleksiyon hazırlamamız kaçınılmazdı.
 
 Koleksiyonları özel olarak mı hazırlıyorsunuz?

Tabii ki bu anlamda ekibimizde yer alan uzman arkadaşlarımızın fikrine başvuruyoruz ama her ürünün tek tek bizim kontrolümüzde tasarlandığını ve üretildiğini söyleyebilirim. İşimizin temelini oluşturan zevk ve estetik. Bu sebeple farklı fikirlere her zaman açık olduk ama şu an geldiğimiz noktayı düşününce pek de yanlış seçimler yapmamışız gibi geliyor.

 Pırlanta sektörünün ülkemizdeki yeri nasıl? İhracat yapabiliyor muyuz?

Henüz hak ettiği pazar payını aldığını düşünmüyoruz. Aslına bakarsanız lüks tüketim sektörlerinin ülkemizdeki ortak sıkıntısı bu. İhracatta istediğimiz paya henüz ulaşmamakla beraber bu yönde çalışmalarımız devam etmektedir.

 Şu ana kadar ürettiğiniz en pahalı ürün ne kadardı? 

Pahalı kelimesi aslında göreceli bir kavram. Kime göre neye göre pahalı. Diğer taraftan biz en pahalıyı değil en beğenileni üretmek ve sunmak istiyoruz.

 Pırlanta sektöründe bulunanların neredeyse hepsi baba mesleğini devam ettiriyor. Sonradan bu sektöre girmenin zorlukları neler? Nasıl bir yatırım gerektiriyor?

Evet, kuyumculuk kısmen de olsa yakın olduğumuz bir sektör olmakla birlikte pırlanta sektörü bizim için de yeni bir sektördü. Başlarda belki zorluklarla karşılaştık ama her işte olduğu gibi bu işte de sahip olduğumuz azmin ve iş ahlakının, insana yaptığımız yatırımın bu zorlukların üstesinden gelmede en değerli gücümüz olduğu kanaatindeyiz. Diğer taraftan bizim işimizin belki de en önemli kriteri güven. Müşterilerimize şık, zarif ama kıymeti konusunda fikir yürütmekte zorlanabilecekleri bir ürün satışı gerçekleştiriyoruz. Bu sebeple kendileri ile aramızda oluşan güven, hem bizler hem de onlar için en önemli şey. 

Bu noktadan bakınca sonradan bu sektöre girmenin ne derece zor hatta delilik olduğu ortaya çıkabilir. Yatırım sorunuza gelince; biz insana, müşterilerimize ve aramızda oluşan ve bizi bugünlere getiren güven ve kaliteye yatırım yapmayı tercih ettik. Belki de bu denli seçici olmamızın ve kontrolsüz büyüme ile ilgili yaşadığımız endişelerin başında bu bakış açısı geliyor.

 Bu sektörde network (şahsi çevreniz), satışlarınızın yüzde kaçını etki ediyor?

Kendi çevremiz ve zamanla çevremize dahil olan misafirlerimiz satışlarımızın büyük payına sahip oluyor.  Daha önce de bahsettiğimiz üzere bu sektörde ilişkiler bilgi, tecrübe ve en önemlisi  güvene dayanmaktadır.  Bununla birlikte misafirimizi tanımanın ayrıcalığı ile zevkine, beklentisine ve bütçesine uygun hitap edebilmek bizim gibi sektörlerde son derece önemlidir. 

 14 Şubat sevgililer günü için her sene özel bir koleksiyon hazırlıyor musunuz? O güne özel cironuzda ne gibi bir etkilenme yaşanıyor?

Her yıl özel günlerde özel dokunuşlar yapıyoruz.  Gündem takibi ile misafirlerimizin beklentisi ve şekline göre üretim ve tasarımlarımız değişiklik göstererek hazırlanan koleksiyonlarımız vitrinlerimizde yer almaktadır.  Özel günlerin ekonomiye olan katkısından bizlerde bu sayede payımızı alıyoruz.

 Son olarak BossLife okurlarına neler söylemek istersiniz?

Bütün BossLife okurlarına ve sevdiklerine felaketlerden uzak, mutlu, huzurlu, sağlıklı ve barış dolu yaşam diliyoruz…
Oğuzhan Aydoğan Oğuzhan Aydoğan
Tüm Röportajlar