RÖPORTAJLAR

Cihan Kamer

Cihan Kamer

Atasay Kuyumculuk'un doğuşunu biraz anlatır mısınız?
Atasay Kuyumculuk'un temelleri aslında 1930'lu yıllara kadar dayanıyor. Dedem Hacı Mustafa Sarraf Kamer'den bayrağı alan babam Atasay Kamer, aracıyla Anadolu'yu karış karış gezerek farklı kuyumculuk ihtiyaçlarını gözlemliyor, farklı takı kültürleri ve talepleri ile tanışırken kuyumculuk sektörünün gerçeklerine de yerinde tanıklık ediyor. Böylelikle sahip olduğu bilgi birikimi ve müşteri portföyüyle 1969 yılında İstanbul'a gelip Kapalıçarşı'da ufak bir dükkan açarak burada hem üretim hem aktif yurt içi pazarlama yapıyor. Daha sonra da 1987 yılında Asgold'u kuruyor.

Benim de sektöre girmenıle birlikte 1989 yılında babamla ortak olarak tecrübelerimizi Atasay markası altında topladık ve altın takı üretim ve pazarlamasında sektör için bir milat olabilecek, devrim niteliğindeki önemli kilometre taşlarına ev sahipliği yaptık. Kapalıçarşı ve çevresindeki küçük atölyelerde yapılan üretim ve dağıtımın kalitesinin yükselmesine ilk kez Atasay olarak öncülük ettik.

Yıllar önce "kuyumcu" denince akla ilk önce Kapalıçarşı'daki sıra sıra kuyumcıılar ile ailemizin alışveriş yaptığı semt kuyumcııları gelirdi. Atasay ile birlikte Türk kuyumculuk sektörünü, esnaflıktan sanayiciliğe doğru bir dönüşüm, sonra da güvene dayalı, tüketicinin ihtiyaçlarına çözüm bulan bir LOVEMARK hikayesine dönüşen markalaşma süreci izledi.

Değişen müşteri ihtiyaçlarıyla yaşam biçimlerine uygun olarak markalaşma ve perakendecilik yönümüze ağırlık vererek çalışmalarımızı yönlendirdik. Şimdi de her yaşam biçimine uygun altın ve mücevherat tasarınılarımızla tüketicilerin yaşamlarındaki her özel günü kutlamaya değer kılan mııltibrand mücevher perakendeci kimliğimizle hizmet veriyoruz.

Babanızdan devraldığınız Atasay'ı daha ileriye taşımayı başardınız. Bu sektörün ne gibi zorlukları ya da kestirilemezlikleri var? Bugüne kadar ne gibi sıkıntılar yaşadınız?
Sektörümüzün en büyük sıkıntısı, oluşan ilk ekonomik sorunda, lüks kategori olarak görüldüğümüz için kesilen ilk bütçenin bizlerden olması. Bu konuda da Atasay olarak ekibimiz ile kafa kafaya vererek hep inovatif projeler üreterek hem markamızın hem sektörün ekonomik krizleri daha rahat aşmasını sağladık.

Peki, Türkiye'de kuyumculuk sektörünün ekonomideki yerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye, altının modern bir toplumda oynadığı rolü belki birçok ülkeden daha iyi gösteren bir ülkedir. Şu an Türkiye %6 payla en fazla altın tüketen dördüncü ekonomi konumunda. 1 O yıllık dönemde yıllık ortalama 181 ton altın tüketilmekte. Türkiye'de kültürel mirasın gereği olarak altın uzunca bir süre daha yerini koruyabilir. Çünkü Türkiye'de tüketiciler enflasyondan korunmak maksadıyla ağırlıklı olarak altın talep ediyorlar. Altının değer zinciri Türkiye ekonomisine önemli bir katkı sağlamaktadır. Sadece 2012 yılında altın üretimi, tüketimi ve geri dönüşümü ekonomiye en azından 3.8 milyar dolar katmıştır. Bu değer zinciri 5.000 altın üreticisine, 35.000 perakendeciye ve 250.000 kişiye istihdam sağlamıştır.

5000 yıllık altın kültürüne sahip topraklarda yaşıyoruz. Altın her zaman ilgi odağı oldu. Kimi zaman yatırım, kimi zaman da aksesuar amaçlı ama hep göz önünde oldu. Hediyeleşmede en değerli alternatif, krizde en güvenli dost oldu. Biz aksesuar kategorisinde yıllardır Türk tüketicilerin kııllanımına yön verdik. İlk uygulamalar ile sektörde Türk kadınının en beğendiği efsane ürünler ürettik, fantezi ürünlerle tanıştırdık. Sonra da kategorinin ulaşılabilir olduğunu anlatmaya çalıştık. Son 5 senedir daha rahat tüketilebilen bir lüks grubu ürün haline getirdik. Diğer taraftan yatırım amaçlı özel külçeler ürettik, altını farklılaştırdık.

Dünya altın üretimindeki yeriniz nedir? Türkiye ekonomisinde sektörün ithalat ve ihracatında Atasay hangi konumda yer alıyor?
Atasay, Türkiye kuyum sektöründe 75 yılı aşkın süredir var olan bir marka ve bugün Türkiye kuyum sektörünün lider markası konumunda. 10 sene önce üretici kimliğimizden çıkarak perakendeci kimliğe geçtik. Yani markalı mücevherler ile perakendeci kimliğe ıılaşacak stratejik kararlar aldık. 10 yıl önce üretimimizin kapasitesi yıllık 20 ton idi ve bunun %80'i yurt dışınaydı. Ancak dünyadaki ekonomik değişimler ile vizyonumuzu değiştirdik. Önümüzdeki yıllarda, bu köklü markayı dünyada tüketici bazında da bir marka yapmayı hedefliyoruz. Dünya moda merkezlerinde "flagship" olarak adlandırılan öncü mağazalar açmayı planlıyoruz.

Türkiye'de takı algısını değiştirdiğiniz bir gerçek. Takı kullanmak, geçmişe oranla nasıl bir dönüşüm geçirdi?
Geçmişte altına daha çok yatırım amaçlı rağbet vardı. Günümüzün takı trendlerine baktığımızda ise geçmişe göre daha zarif, daha tasarım ağırlıklı ürünlere yönelim var. Mücevher tasarımındaki farklı arayışlar sonucunda kültürel sentezler ve geçmişe ait görününıler ön plana çıktı. Mücevher bazı kategorilere ait olmaktan uzaklaştı.

Bir yandan her zaman ifade ettiği anlamları ve statükoyu korurken, diğer yandan klasik ve sınıfsal ayrımlardan uzaklaşarak daha çok insanın ulaşabileceği duruma geldi; bunu özellikle anlam ifade eden sembollerin kullanıldığı küçük parçalı mücevherlerde görüyoruz. Malzemelerde bir takım farklı yaklaşımlar oldu, örneğin pırlanta bir parça, iple bileklere asıldı, bazen gümüşün üstüne mıhlandı. Manevi değeri maddi değerin ötesine taşıyan bir yaklaşımla ve özellikle tasarımın bir değer olarak ön plana çıkmasıyla birlikte bazen de daha özgür yaklaşımlarla farklı malzemelerle birlikte kullanıldı. Özetle her kategorideki inovasyon bizim kategoride de söz konusu.

Çeşitli projelerle altını yastık altından çıkartmayı başardınız. Nedir bu projeler?
Merkez Bankasının çıkardığı karar üzerine, bankalar tutması gereken munzam karşılıkları altın olarak da kabul etmeye başladı. Bunun üzerine piyasanın öncü firması olarak biz de Garanti Bankası ile iş birliğine giderek yüz civarı Garanti Bankasında geçerli "Altın Salısı" kampanyasını gerçekleştirdik. Bu kampanya dahilinde "Altın Salısı Günleri" düzenleyip evlerde duran hurda altınları toplayarak vatandaşın yastık altında tuttuğu altınlarını bankalarda saklamaya başlamasını sağladık.

En büyük ilham kaynağınızın babanız Atasay Kamer olduğunu tahmin ediyoruz ancak sizi en az onun kadar etkileyen başka biri var mı?
Babam ve onun ışığında global trendler diyebilirim. Kişi ile sınırlamak istemem. Bizi en çok etkileyen şey, işimiz ve aile anayasamızdaki yenilikçi her fikir.

LBMA (Landon Bullion Market Association) sertifikasını alan ve Good Delivery listesine giren ilk Türk altın üreticisi oldunuz. Bu sertifikayla Türkiye'nin dünya altın piyasasındaki rolü ne ölçüde değişti?
Bu lisans ile birlikte hem markamıza hem de Atakıılche'ye olan ilgi daha da arttı. Atakulche, sektörümüzde ve halkımızın gözünde çok daha prestijli ve güvenilir bir ürün oldu. Atasay'ın kalitesinin resmi olarak onaylanması, yerel sektördeki birçok markanın da kalite standartlarının yükselmesine katkı sağlıyor.

LEMA ile artık Türkiye'de Atasay tarafından rafine edilen tüm altınlar, dünyanın her bankası tarafından ve dünyadaki tüm üreticilerde kabul edilen bir standarda kavuştu. Ayrıca ülkemizde ve yurt dışındaki madenlerden çıkan altınlar, Türkiye'de rafine edilerek küçük de olsa rafine ücretlerinden elde edilen katma değeri ülkemize katmış oldu.

Uluslararası sahada da firma olarak isminiz çokça duyuluyor. Başarılarınızdan ve çalışmalarınızdan biraz bahseder misiniz?
Atasay olarak, Türkiye mücevher ve değerli taş ihracatına yaptığımız katkılar sayesinde 2002'den bu yana dört kez İhracat Mükemmeliyet Ödülü kazanarak İstanbııl Ticaret Odası tarafından Mükemmeliyet Sertifikası'na layık görüldük. Ayrıca Atasay, Amerika'nın en büyük perakende zinciri Sears tarafından, 2003'te dünya genelindeki 10 bin firma arasında, en kaliteli mal ve hizmet temin edilen firma seçildi.

2008 yılında Türkiye Halkla İlişkiler Derneği tarafından düzenlenen 7. Altın Pusula Halkla İlişkiler Ödülleri'nde "Tek Taş Pırlantada 36 Ay Taksit Kampanyası" ile "Pazarlama İletişimi ve Bütünleşik Pazarlama Dalı"nda büyük ödüle layık görüldük. 2010'da sektöründe dünyada sadece belirli kalite standartlarına sahip altın üreticilerine verilen "LEMA'' sertifikasını almaya hak kazandık. Böylece Londra Külçe Piyasası Birliği ve bu kurumun dünyanın farklı ülkelerinde denetim yetkisi verdiği bağımsız hakemler tarafından yapılan, 6 ay süren inceleme ve ayar-külçe test süreçlerini başarıyla tamamlayarak dünyadaki "En İyi Üreticiler (Good Delivery)" listesine giren ilk Türk markası olduk. Atasay olarak Garanti Bankası iş birliği ile hayata geçirdiğimiz "Altın Anahtar" projesi, aynı yıl Treasury Today dergisi tarafından verilen "Adam Smith Award" ödülleri çerçevesinde, "Banka İlişkileri Yönetimi" kategorisinde "Highly Commend" ödülünü aldık.

Soysal Danışmanlık tarafından düzenlenen Perakende Günleri' 2011 kapsamında verilen Perakende Güneşi Ödülleri'nde de Nielsen araştırma şirketi tarafından, Türk tüketicileri arasında yapılan araştırma sonucunda, mücevherat sektöründe "Türkiye'nin En Beğenilen Perakende Kuruluşu" seçildik.

Ayrıca mücevherat sektöründe Superbrands ve Brand Finance'ın açıkladığı, Türkiye'nin en değerli markaları listelerindeki sıralamalarının ardından, mücevherat sektörünün Lovemark'ı seçilerek tüketici nezdindeki değerimizi ortaya koyduk. Böylelikle Atasay, Türkiye'de gerçekleştirilen birçok araştırmada sektörünün en beğenilen markası olmanın yanı sıra müşteri sadakatinin de en yüksek olduğu lider marka konumunda bulunuyor. Aynı zamanda bu yıl ikinci kez SuperBrands seçildik.

Gelecek dönemde de tüm yurt genelinde ve yurt dışında doğru ve etkin lokasyonlarda yatırımlarımızı sürdüreceğiz. Uluslararası mağaza yatırım projelerimizi, dünya konjonktürüne uygun bir şekilde ilerleteceğiz. Atasay olarak planladığımız satış hedeflerimize, mağazalarımız ile koşmaya devam edeceğiz.

Atasay olarak kuyumculuk sektörüne ne gibi yenilikler getirdiniz? Kuyum tasarımında Türkiye'de daha önce uygulanmayan hangi teknikleri kullanmaya başladınız?
Kamer ailesinin meslek birikimi ve deneyimi, sektör için milat oluşturan pek çok yeniliğe ev sahipliği yaptı. Üretim ve dağıtımın kalitesi, ilk kez Atasay ile dünya standartlarına yükseldi. Atasay Kuyumculuk ile birlikte Türk kuyumculuk sektörü de kuyumculuk esnaflığından sanayiciliğe doğru bir dönüşüm yaşadı. Atasay, Türkiye'de ilk kez tüm üretim tekniklerinin tek bir çatı altında toplandığı modern altın fabrikasını kurdu.

Altın takıya tasarruf amacıyla yaklaşan tüketici eğilimlerinin altın aksesuarlara dönüşümünü sağladı. Türk kuyumculuk sektörüne getirdiği en önemli değişimlerden biri de Türkiye'de ilk defa altın takıda markaya yatırım yapılması oldu. Zengin üretim potansiyeli; tasarım, moda trendleri ve uluslararası gelişmelerin izlenmesiyle markalaşmaya hizmet eden Atasay ile birlikte -no name- devri kapanarak markalı ürünlerin satışı başladı. Her tip üretim tekniğinin hepsini birden kullanarak iç pazara yönelik yoğun bir üretim, dağıtım ve satış atağında bulundu. Dünyadaki tüm yenilikçi üretim teknolojilerinin Türk kuyum pazarına kazandırılması ile Türkiye'nin iç pazar ve dünyanın üreticisi konumuna getirilmesine hatta yaşanan süreçte bu teknolojilerin Türkiye'de aynılarının yapılmasına ve kuyum makine sektörünün dünyaya açılmasına öncülük etti.

Dünyadaki gelişmelere paralel olarak tüketicilerinin beklentilerini dikkate alan Atasay Kuyumculuk, Türk kuyumculuk sektöründe en bilinen ve yaygın olarak kullanılan yöntem olan "çanta ile ürün pazarlamak''tan vazgeçip Türkiye'de "franchising" metodu ile mağaza zincirini oluşturarak Türkiye'de ilk aktif pazarlama sistemini ve 2002 yılına kadar 3000'den fazla sayıdaki satış noktalarına hizmet verebilecek mükemmel bir dağıtım kanalı yapısına sahipken sektörün geleceğine yön veren bir kararla Franchising sistemini uygulamaya başladı.

Türkiye kuyum sektöründe ilk altın ihracatını gerçekleştiren ve sektöründe arka arkaya ihracat ödülleri alarak yüksek ihracat hacimlerine ev sahipliği yapan Atasay, ürünlerini dünyanın 62 ülkesinde 5 milyon kadın ile buluşturdu. Türkiye altın sektörünün dünyada İtalya'dan sonra ikinci sıraya yükselmesine öncülük etti.

Sektörde ilk "ayar kalite standartları", ailemizin öncülüğünde gündeme geldi. Bu konu ile ilgili ilk bilinçlendirmeye yönelik televizyon yatırımı bizler tarafından yapıldı. Tasarımın önemi ve kuyumda moda felsefesine bakış açımız nedeniyle ilk defa bir moda danışmanı ile 1 O yıldır danışmanlık hizmeti alma anlayışı yine markamız tarafından hayat buldu.

Gururla söyleyebilirim ki tüm çalışmalarımızı, dünya piyasalarında kuyumculuk alanındaki gelişmeleri takip ederek Türk tüketicilerine ilk önce uyguluyor ve tüketim tercihlerini yönlendiriyoruz. Yenilikçi pazarlama uygulamaları sayesinde müşterilerimize kuyum sektöründe keyifli deneyimler yaşatıyoruz. Ürünlerimizi diğer vitrinlerden ayrışacak şekilde kurgulamakta ve sektörü geliştirecek farklılık ve yenilikler peşinde koşmaktayız.

Bu yolculuğumuzda, konusunda uzman tasarımcı ve bilim adamlarından da destek almaktayız. Müşterimize kendilerine değer katacak, katma değeri yüksek, kaliteli ve farklı ürünleri ulaşılabilir fiyatlarda sunuyoruz. Yenilikçi pazarlama uygulamalarımız sayesinde, sektörümüzdeki keyifli deneyimlere öncülük yapıyor ve tüketim tercihlerini yönlendiriyoruz.

Sektörün dönemsel dalgalanmalarını önlemek adına yürüttüğünüz çalışmalar var mı?
Üründen dağıtıma, fiyatlandırmadan reklama pek çok alanda dalgalanmaları önleyici önlemleri, proaktif projeler ile aşmaya çalışıyoruz. Tüketici satın alma eğilimleri değişmiyor. Değerli takı alma geleneği sürüyor ancak adet ve gramajlar düşüyor. Bu yönde biz de Atasay olarak yenilikçi ürün gelişimi yapıyoruz.

Mevcut koleksiyonlarımızın gramajlarını tüketici davranışları doğrultusunda geliştiriyoruz. Kalite, prestij ve tasarımdan ödün vermeden algı değeri yüksek ama gramajı düşük seçenekler sunuyoruz. Tüketici de değerli bir hediye almanın keyfini sürmeye devam ediyor. Alırken bütçesine uygun bir alternatif bulurken hediyeyi verirken de kendini iyi hissediyor. Atasay tasarımlarını tercih edenler, zengin görünümü ile tatmin olacakları seçeneklere sahip oluyorlar.

Perakende mağazacılık segmentasyonu da yaparak her hedef kitlenin beğenisine uygun anlayışlar geliştiriyoruz. Ticaretin çok döndüğü caddelerde çok katlı mağazacılığa "Altın Market" konsepti kazandırdık. Son iki senedir 7 adet Altın Market ile hızlıca yayılmaya başladık.

Özel günlerde sektörün canlandığını tahmin etmek zor değil. Peki, sektörü en çok rahatlatan özel gün hangisi?
Atasay'ın satışlarına aylık bazda baktığımızda en çok mücevherat alışverişinin genellikle aralık ayında yani yılbaşında yapıldığını görüyoruz. Yılbaşı alışverişi ve Anneler Günü'nü, Sevgililer Günü takip ediyor.

Altın Çadır Günleri'ne talebin çok fazla olduğunu biliyoruz. Bu günlerin ne oranda getirisi oluyor?
Tüketiciler hayallerindeki mücevhere çok daha uygun fiyatla ulaşma fırsatı elde ediyor, biz de yeni müşteri kitlesi ile buluşuyoruz. Böylelikle eski sezon ürünlerimizin de stokları temizleniyor. Ayrıca insanlar eşlerine dostlarına söylediği için ağızdan ağıza yayılarak reklamımızı kendileri yapıyorlar. Altın Çadır Günleri, Atasay olarak "daha geniş segmentte tüketiciye ulaşmak, markamızın ulaşılabilirliğini artırmak'' stratejisi ışığında geliştirilmiş en önemli projelerimizden biri.

Her yaşam biçimine ve bütçeye hitap edecek binlerce ürün, maliyetine ve hatta pek çok ürün zararına fiyatlarla satışa sunuluyor. Altın Çadır ile altın, pırlanta, gümüş ve çelik tutkunlarına, hayallerindeki takıları uygun fiyatla almak isteyenlere kaçırılmayacak fırsatlar sunuyoruz.

Hem Türkiye'de ulaşamadığımız müşteri kitlesine ulaşmak için iyi bir yol hem de ulaşılabilirliği zor görülen mücevher sektöründe alımı kolaylaştıran önemli bir proje. 201 O yılından beri İstanbul'daki fabrikamızın satış mağazasında düzenlediğimiz ve geleneksel hale getirdiğimiz Altın Çadır, Türkiye mücevher sektörünün gelişimi açısından imza attığımız en önemli çalışmalardan biri. Bu projeyle bugüne kadar on binlerce aile Atasay kalitesi ile tanıştı. Her yıl sonunda düzenlenen Geleneksel Altın Çadır Günleri'ne yurt içi ve hatta yurt dışından binlerce ziyaretçi akın ediyor. Biz çadırda müşterilerimizin kalite beklentilerini, zevklerini ve duygularını tatmin ediyoruz. Tüketicilerin gerek ekonomik gerekse duygusal ihtiyaçları doyuyor, tatmin oluyor. Markanın temsil ettiği lüksü satın alıyorlar. Bu da çadıra olan ilgiyi artırıyor.

Atasay, özel koleksiyonlarıyla da adından sıkça söz ettiriyor. Tasarım ekibiniz ne şekilde çalışıyor?
Tekstil ürünlerinde hızlı bir değişim gösteren trendler gibi takı sektöründe de sezonlara, modaya, trendlere paralel olarak ve tüketici talepleri doğrultusunda koleksiyonların yenilenmesi söz konusu. Tabii bu yenilenmede tüketicilerin yaşam biçimlerinin büyük etkisi var. Bu etki ile farklı segmentlerdeki alt markaların yeni koleksiyonlarıyla tüketicinin ilgisi yüksek tutulur.

Biz de Atasay olarak değişen trendlere uyum sağlamak, dahası takı modasına yön vermek adına hızla çalışmalarımızı sürdürmekte ve tüketicilerimizi yeni koleksiyonlar ile buluşturmaktayız. Bu koleksiyonlarımız, Atasay'ın yurt içinde ve yurt dışında, alanlarında birçok ödül kazanmış kişilerden oluşan tasarım ekibi tarafından hazırlanıyor. Özgül Sokullu koordinasyonundaki tasarım ekibimiz, 10 yıldır, moda tasarımcısı Özlem Süer'in danışmanlığında yeni koleksiyonların çizgilerini oluşturuyor. Günümüzün değişen moda trendleri ve estetik kavramları ile tüketicilerin istekleri ve beğenileri doğrultusunda farklı ve özgün ürünler geliştiriyorlar.

Atasay'ın bugün yurt içi ve yurt dışında toplam kaç mağazası var? Yurt dışında en çok hangi ülkelerde aktifsiniz?
Yurt içinde 127 mağaza ile tüketicilerle buluşuyoruz. Yurt dışında ise Dubai, Erbil, Kıbrıs lokasyonlu 7 adet mağazamız mevcut.

Mücevher sektörünün ve altına olan talebin geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz? İlerleyen yıllarda nasıl bir değişim öngörüyorsunuz?
Moda var olduğu sürece değişmeyecek tek şey stil ve stili tamamlayacak değerli tasarımlar olacak. Mücevher konusunda erkek stili sahiplenilmemiş bir alandı ve biz de bu alana yönelmeye başladık. Bir de çocuk mücevheri kategorisi, bu alana da yöneldik. Bir nevi geleceğin tüketicileri için çalışıyoruz. Açıkçası, tüketim alışkanlıklarına göre eğilimlerin değişebileceği bir dönem öngörüyorum.

Sosyal sorumluluk projelerinizle de gündemde adınızı duyuyoruz. Bu çalışmaları anlatır mısınız?
Marka olarak içinde bulunduğumuz topluma karşı sorumluluklarımızın farkındayız. Marka değerlerimizin içerisinde, eğitim başta olmak üzere, çeşitli projelere destek vermek yer alıyor. Bunun dışında Türk el sanatlarının ve Anadolu'nun kültürel mirasının ortaya çıkarılmasını da ayrıca önemsiyoruz.

Biraz da Boğaz'ın yeni gözdesi HUQQ.ıfdan bahsedelim. Böyle bir konsept nasıl ortaya çıktı?
27 yaşında bir oğlum, 22 yaşında bir kızım var. Oturduğumuz yerin çevresinde alkolsüz bir mekan var. 5-6 yıldır oraya gidiyorlardı. Ebeveyn olarak gönül rahatlığıyla gönderdiğimiz bir yer. Hemen yakınında çok lüks alkollü bir mekan daha açıldı ama hiç itibar görmedi.

"Demek ki bir zümre var ve alkolsüz mekanda vakit geçirmek istiyor" diye düşündürdü bu bana. Alkolsüz mekanlar yok değil ama baktığınızda dekoru, konsepti ve lokasyonu açısından bu kadar para harcanan, tasarlanan başka bir mekan daha yok İstanbul'da.

İsminin kökeni hokkadan geliyor, şişe demek. Arabistan, Orta Doğu ve Asya'da nargileye şişe deniyor. Hindistan'da da halk dilinde HUQQA nargile demekıniş. Telaffuzu çok hoşumuza gitti, o yüzden bu ismi tercih ettik.



Moda var olduğu sürece değişmeyecek tek şey stil ve stili tamamlayacak değerli tasarımlar olacak. Mücevher konusunda erkek stili sahiplenilmemiş bir alandı ve biz de bu alana yönelmeye başladık. Bir de çocuk mücevheri kategorisi, bu alana da yöneldik. Bir nevi geleceğin tüketicileri için çalışıyoruz:'


HUQQA'ya yaptığınız yatırımın karşılığını ne ölçüde alıyorsunuz ve hedefleriniz neler?
Biz şu anda dünya çapında bir marka yaratmaya çalışıyoruz. Bu mekan amiral gemimiz olacak yani yatırımlarımıza devam edeceğiz. Yurt içinde büyükşehirleri, yurt dışında ise Türk Cumhuriyetleri ile Orta Doğu bölgesini hedefliyoruz. Ama önce HUQQA'nın performansını görmemiz ve burayı tam anlamıyla mükemmel bir işletme haline getirmemiz gerekiyor.

Sezgilerimize göre misafirlerimizin yemek deneyimlerini çeşitlendirmek, güzelleştirmek için çabalıyoruz. Sıcak bir ortamda, rahat ve keyifli vakit geçirebilecekleri bir mekan oluşturmayı hedefledik. Bunu yaptıktan sonra başka şubeler de açmayı, bunu bir zincir haline getirmeyi planlıyoruz. Tabii lokasyon çok önemli. HUQQA bu anlamda çok başarılı bir tercih.

Peki, HUQQA konseptini taşımak istediğiniz başka yerler var mı?
HUQQA ve The Market'in marka algısının oturtulması için çok yoğun bir çalışma dönemi geçirdik. Ama bu iki konseptte de çok fazla şube açmak gibi bir planımız bulunmuyor. İstanbul'un ardından, yaklaşık 4 ay önce, HUQQA'nın ilk şubesini Ankara'da açtık. Şimdiden, Ankara iş, siyaset ve cemiyet dünyasının yeni uğrak yeri oldu.

Yazın da Bodrum Palmarina'da açmayı planlıyoruz. İstanbul'da örneğin Kadıköy ve Florya gibi bölgelerde şube açabiliriz. Bu bölgelere yönelik araştırmalarımız da var. Franchise vermeyi düşünmüyoruz, tamamen kendi yatırımlarımızla büyüyeceğiz. Bu konseptleri İstanbul ve Türkiye'de oturttuktan sonra da hedefimiz dünyaya açılmak.

Yine asıl konumuza dönecek olursak kuyumculuğun yanında denizcilik, enerji, gayrimenkul ve sivil havacılık sektörlerinde de isminizi duyuyoruz. Bu sektörlerde ne çeşit faaliyetleriniz ve atılımlarınız mevcut?
Şu an ana işimiz mücevher, kuyum ve gıda. Bu sektörlerde büyümeye odaklanıyoruz.

Atasay sürekli büyüyen bir şirket. Cironuzun yıllık artış oranı beklenen ya da planlanan düzeyde seyrediyor mu?
Çok şükür ki taksit kısıtlaması ve siyasi gerilimlere rağmen önceki sene ile başa baş seyrettik. Umuyorum 2015'i de 2014'ün üstünde bitiririz.

Peki, son olarak Atasay'ın bu başarısının ardında hangi etkenlerin gizli olduğunu bizimle paylaşır mısınız?
Hayatta her şeyden daha çok aileye değer verilmesini, dostlarımın olmasını ve onlarla her zaman istişare edebilmeyi önemsiyorum. Yanımda yol gösteren güveneceğim dostlarımın olması, benim için çok değerli. Hayatı yaşarken hayatı ıskalamamayı önemsiyorum ve yaşadığı hayatın güzelliklerinin farkındalığını artırmayı değerli buluyorum. İnsan sevgisi kazanmaya, insanlara değer vermeye çalışıyorum.

Ailemin, arkadaşlarımın, iş ortaklarımın ve iş arkadaşlarımın helalliğine önem veriyorum. Öz kaynaklarımla uzman olduğum alanlara odaklanıyorum. Yenilikçilik, ailemin en çok önem verdiği esaslar arasında yer alıyor. İş hayatımda bunu hep önemsiyorum. İş hayatımdan örnek vermişken çok çalışmanın öneminin farkındayım.

Hayatta pek çok şeyden fedakarlık yaparak çalışmanın karşılığını hep gördüğümü söyleyebilirim. Ben ve ekibimin, işimizi içimizde ve ruhumuzda yaşatabildiğimize inanıyorum. İnanarak çalışıyor, işimizi hissederek yaşıyoruz. Başarımızın sırrı da bu olsa gerek.

Cihan Kamer Cihan Kamer Cihan Kamer
Tüm Röportajlar